KADINLAR

Kadınlar

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü..

Her yerde bir heyecan. Erkeklerden duygusal mı duygusal paylaşımlar!

Siyasetçiler kadının analığından tutun da eşliğine, eşitliğine vurgu yapan cümlelerle kutluyor bu günü.

Halbuki bir arkadaşımın dediği gibi. Kadınlar kadındır, çiçek babandır!

Kadınlar Günü’nün çıkışına baktığımız zaman, günümüzdeki çiçek almaların, süslü ama içi boş lafların ne kadar samimiyetten uzak olduğunu görüyorsunuz.

Aslında mesele daha iyi çalışma koşullarıydı. Daha iyi bir hayat istiyorlardı sadece.

1857 yılında ABD’de bir tekstil fabrikasında başladı her şey. 40 bine yakın dokuma işçisi yaşanabilir bir hayat için greve gitti. Aralarında kadınlar da vardı. Polislerin müdahalesinin ardından işçiler fabrikaya girmişti ve çıkan yangının ardından 120 kadın işçi can vermişti.

1910 yılında Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin’in önerisiyle olayın yaşandığı tarih olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak oybirliğiyle kabul edildi.

İşin özünde işte bu acı var. Kadınlar, kadın işçiler daha iyi bir hayat istemişti sadece. Bunun için de patrona yalakalık yapmamış, ona buna boyun eğmemişlerdi. Greve gitmişler ve sonuç bu olmuştu.

Ondan sonraki yıllar içinde 8 Mart ülkemizde de kutlanmaya başladı. Ancak son yıllarda iş Sevgililer günü gibi, Anneler günü gibi içi boş bir yere gidiyor.

Halbuki kadınlara değer vermek için onlara alacağımız çiçeklere, tek taşlara ihtiyaç yok. Gerçekten yok. Onların isteği de emin olun çiçek böcek değil.

Türk kadını tarih boyunca özgürlüğüne düşkün olmuştur. Avrupa’daki birçok milletten önce seçme ve seçilme hakkını kazanması bile bunun bir göstergesi.

Ve kadınlarımız huzur istiyor, sakinlik istiyor. Maalesef her yıl yüzlerce kadın çeşitli sebeplerle öldürülüyor. Öldürülen kadınlar arasında kimler yok ki. Üniversite mezunları, ev kadınları, zengin kadınlar ve daha niceleri. Öldürenler ise hep aynı. Gücünü kendisinden zayıf birinin üzerinde deneyen zavallılar!

Halbuki çok sevdiğimizi söylediğimiz milletimizin tarihine baksak biraz. Nene Hatunlar, Kara Fatmalar, Afife Jaleler… Anadolu’yu Türk’e vatan yapan Alparslan’ın eşi Selcen Hatun. Kadın gibi kadın değiller mi?

Hele Aybüke öğretmen… Son zamanlarda Türk kadının adeta profili oldu hepimizde. Kahpe bir terör örgütü kurşunuyla ayrıldığında aramızdan hepimizi hüzne boğmuştu. Hele bir de sosyal medyadan dinleyince o güzelim türkülerini adeta bittik tükendik. ‘Beni öldürende yoktur din iman’ derken adeta ölümünün ağıdını yakıyordu. Türk kadını bu demiştim türküsünü, hayat hikayesini dinlerken.

Geçmişin o zor dönemlerine, kadınların adeta ‘insan’ sayılmadığı dönemlere baktığımızda her geçen gün kadınların haklarına daha fazla kavuştuğunu görmek beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Seçme ve seçilme hakkının birçok ülkeden önce Türk kadınına verilmesi başlı başına bu toprakların en büyük devrimidir zaten.

Bunun dışında son zamanlarda ulusal medyada başlayan cinsiyetçi dilin terk edilmesi gibi çalışmalar da ilerleyen yıllarda birçok yanlışın önlenmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum. İş adamı yerine iş insanı, kadın bakan yerine sadece bakan diyerek de derdimizi anlatabiliriz noktasına gelmesi ulusal basının önemli bir basamak bence.

Elbette düzeltilmesi gereken birçok konu var. Kadınların toplumsal hayattan dışlanmaması,kadın cinayetlerinin önlenmesi ve daha neler neler. Ama en önemlisi kadınlara sadece 8 Mart’ta değil her gün gereken önemin verilmesi. Onlara karşı kullanılan dilin tatlı olması baş şart olmalı mesela. Peygamberimiz de öyle buyurmuyor mu:

‘’ Ey insanlar! kadınların haklarını bilmelisiniz ve gözetmenizi isterim,bu nedenle Yüce Allah’tan korkmanızı dilerim. Siz kadınları Allah’hın emaneti aldınız ve onların namusunu kendinize Allah’hın emri ile helal bildiniz. Sizin kadınlar üzerinde onların da sizin üzerinde hakkı vardır.’’

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü özelinde şehit kadınlarımızın, hayat mücadelesinde dik duran kadınlarımızın gününü kutlarım!