NAPOLİ ROMANLARI

Date:

DUYGU TARAKÇI

Elena Ferrante’nin “Napoli Romanları” olarak bilinen dört ciltlik serisinin ikinci kitabı Yeni Soyadının Hikâyesi, ilk kitapta tanıdığımız Lila ve Lenu’nun yetişkinliğe adım atarken karşılaştıkları zorlukları anlatıyor. İlk kitap olan Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım çocukluktan ergenliğe geçiş dönemini işlerken, bu ikinci kitapta karakterler evlilik, eğitim, kimlik ve toplumsal baskılarla yüzleşiyor.

Roman, Lila’nın Stefano ile evliliği ve Lenu’nun eğitimine devam etmesiyle açılır. Olaylar Lenu’nun bakış açısından aktarılır; bu sayede hem kendi iç dünyasını hem de Lila’nın hayatındaki gelişmeleri okuyucu onun filtresinden görür. Hikâyede olağanüstü olaylar yoktur; tam aksine gündelik hayatın, evliliklerin, mahalle ilişkilerinin ve kadınların yaşadığı sıradan ama derinlikli mücadelelerin izini süreriz.

Eserde en çarpıcı şekilde işlenen konulardan biri kadına yönelik şiddettir. Lila, düğün gecesinden itibaren eşinden şiddet görmeye başlar. Lenu, başlangıçta bu durumu anlayamaz; çünkü Lila, çocukluğundan beri cesaretiyle tanınan biridir. Ancak kısa süre içinde şiddetin toplumun içinde sıradanlaştırılmış bir gerçeklik olduğunu, en güçlü kadınların bile içten içe buna boyun eğmek zorunda kaldıklarını fark eder. Tasarladığı ayakkabıları düğününde Solara kardeşlerde gören Lila’nın -Lenu açısından büyülü görünen aşkı- bir anda yok olur. Evliliğinin ilk akşamından başlayarak şiddet görmeye başlayan Lila ile yazarımız toplumda var olan bir konuyu da dile getirmiş diyebiliriz. Lenu başlangıçta Lila’nın küçükken çok cesur bir kız olduğunu, herkese kafa tutma cürretini kendine görürken nasıl olur da bu şiddete sessiz kalabildiğini anlamlandıramamıştı. Ancak daha sonra kendi evlerinde de annelerinin babaları tarafından dövüldüğünü gördüklerini, kadınların eşleri, babaları, ağabeyleri gibi yakınlarında olan kişiler tarafından şiddete maruz bırakılmasının son derece olağan kabul edilen bir durum olduğunu, en cesur kadınların bile içsel olarak bu gerçeği kabullendiklerini fark ediyor.

Kitaptaki vurucu olay ise Lila, Lenu, Pinuccia’nın yaz tatiline gitmesi sırasında meydana gelen olaylar silsilesi sonucunda ortaya çıkıyor aslında. Spoiler olmaması adına olayı aktarmaktan kaçınıyorum. Ancak tüm yaşananlar neticesinde Lila kendine ayrı bir hayat kurma cesaretini gösterebilmiş, Stefano’yu terk etmişti. Bu durum zihnimde birçok düşünceyi aynı anda oluşturdu; kendisi için cesur bir adım atan kadın, var olan her şeyi yıkmakta ve verilen hiçbir emeği görmezden gelen bir kadın gibi gibi. Bu süreçte Lenu da kendini sorguluyor hatta sorgulayışını en net kitaptaki şu cümlelerde görüyoruz; ”Duygularımı fazla belli etmememin nedeni mahremiyetimde şeyleri, insanları, övgüleri, zaferleri arzulamamla gelen şiddetten korkmam mıydı? O şiddetin, istediğimi elde edememem durumunda yüreğimde patlamasından, kötü duygulara dönüşmesinden, mesela Nino’nun güzel ağzını ölü fare etiyle karşılaştırmamdan mı korkuyordum? Bu nedenle mi öne çıktığımda bile her an geri adım atmaya hazır oluyordum? Bu nedenle mi işler sarpa sardığında yüzümde hep sevimli bir gülümse, mutlu bir gülüş hazır bulunduruyordum? Bu nedenle mi bana ıstırap çektiren kişiler için eninde sonunda makul mazeretler uyduruyordum?’ Lila, koşullara rağmen kendi yolunu çizmeye çalışan, zaman zaman yıkıcı ama cesur bir karakterdir. Toplumsal kuralları sorgulamaktan çekinmez; en büyük gücü, kendi benliğine odaklanabilmesidir.

Lenu ise daha uyumlu, kırılgan ve onaylanma ihtiyacı yüksek bir karakterdir. Kendisini sürekli Lila ile kıyaslar; akademik başarıları ona avantaj sağlasa da, iç dünyasında hep ikilemler yaşar. Lenu’nun iç sesi aracılığıyla, onun bastırılmış duyguları, korkuları ve kimlik arayışı kitabın en dokunaklı yönlerinden birini oluşturur.

Lenu, Lila’nın aksine kendini dışa vurmaktan çekinen bir karakter, aynı zamanda sınır koymakta da belirsiz tavırlar ile kendini koruma altına almayı tercih ediyor. Çevresindeki birçok insanın onu takdir etmesi ve sevmesi için de kendini geri plana atmayı o kadar çok yapıyor ki bu davranış biçimi karakteri haline geliyor. Bir noktada bu durumu kendisi de fark ediyor ve şu satırlarla aklından geçenleri bize aktarıyor; ”İnsanlar, ilgi alanları, duyguları ne kadar çabuk değişiyordu? İyi düzenlenmiş cümlelerin yerini başka iyi düzenlenmiş cümleler alıyordu, zaman sadece görünürde tutarlı olan kelimelerin akışından başka bir şey değil, kim daha çok biriktirirse o kazanıyor. Kendimi aptal hissettim, Nino’nun hoşuna giden şeylere uyum sağlamak için, kendi hoşlandığım konuları ihmal etmiştim. Evet, evet herkes kendi yolunda, olduğu haline razı olmalıydı.” İki kadın karakterin, karakterlerinin gelişimi, olaylar karşısında verdikleri tepkiler, kendi hayatları üzerinde aldıkları kararlar… Aslında Napoli Romanlarında okuduğumuz tam olarak bunlar. İkinci kitabın zihnimde yarattığı düşünceleri kısaca özetleyecek olursam ise; herkes kendi hayatının şaşmaz bir baş rolüdür. Bir kimsenin veyahut yaşadığımız toplumun beğenisine bağlı bir hayat kurmaya çalıştığımız takdirde kendimize, isteklerimize ket vurmak bu çabanın su götürmez bir yandaşı olarak karakterimize dahil olacaktır. Peki Lila gibi önünü arkasını düşünmeden hareket etmek… Gerçekten bu şekilde mi hareket ediyordu? Bu konuda dahi karar veremediğim bir karakter Lila. Ama net olarak belirtebilirim ki Lila, Lenu’nun aksine kendisinin var olduğu koşullar hakkında yakınmak yerine o koşullarda nasıl daha iyi hissedebileceğine , kendine odaklanan bir karakterdi. Lenu ise aralarında şanslı olan olmasına rağmen kendisini sürekli Lila ile kıyaslayan, yarışı daimi olarak Lila ile olan biriydi. Üniversiteye gittiğinde bir nebze de olsa değişen bu durum bu iki genç kadının hayatında ne şekilde devam edecek merakla bekliyorum. Sizler neler düşündünüz Lila ve Lenu hakkında? İki kadın hakkında net yorum yapmak mümkün müydü?

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Share post:

Subscribe

spot_imgspot_img

Popular

More like this
Related

Galatasaray’da Transfer Hareketliliği: Batrakov’da Sona Doğru, Sol Kanat İçin İki Yıldız

Galatasaray’da transfer çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Sarı-kırmızılıların 10...

Başkan Çavuşoğlu’ndan bayram mesaisindeki personele ve hastalara ziyaret

Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Kurban Bayramı’nın...

BAŞKAN TEFENLİLİ’DEN KURBAN BAYRAMI MESAJI

Denizli Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Tefenlili, Kurban...

Denizli Büyükşehir genç yeteneklerin yanında

Mehmet Sarhanlı Türkiye şampiyonu oldu Denizli Büyükşehir Belediyespor Yüzme Takımı sporcusu Mehmet Sarhanlı, Antalya’da düzenlenen...