YAZAN: MERYEM KARAKURT GÖKSAL

Isparta Koku Müzesi Küratörü Meryem Karakurt Göksal, Akdeniz Üniversitesi’nde Antik Dönem ve kokular üzerine doktora çalışmalarına devam ediyor. Yaptığı atölye çalışmalarıyla tanrı ve tanrıçaların izlerini kokular aracılığıyla bugüne taşırken; Milliyet Sanat, Arkhe gibi dergilerde yazdığı yazılarla antik dünyanın kapılarını bizlere aralıyor.
Yeni kitabı Antik Çağ’da Parfüm, Arkeoloji Sanat Yayınları’ndan çıktı. Kitap, antik dünyanın kokularına ve hisler tarihine odaklanarak özgün ve kapsamlı bilgiler veriyor. Burada koku; yalnızca estetik bir unsur değil, aynı zamanda tarihsel bir özne, kültürel bir yapı öğesi ve toplumsal belleğin taşıyıcısı olarak ele alınıyor. Parfümün adlandırılma biçimleri, antik dillerdeki karşılıkları ve sözcük kökenleri üzerinden yapılan etimolojik çözümlemeler, kokunun kültürel derinliklerine iniyor.

Meryem Karakurt Göksal’a göre mitolojik anlatılarla tanrısal bir simgeye dönüşen koku, Antik Çağ’da toplumsal statü, dini ritüeller, gündelik yaşam, dönemin estetik ve güzellik değerlerine dair bilgiler veren çok katmalı bir form. Aynı zamanda değerli bir ticari unsur olduğundan parfüm; üretiminden dağıtımına, hammaddelerin coğrafyasından ticaret yollarına uzanan detaylı bir sürecin parçası oluyor.
Eser, tarih, Eskiçağ tarihi, arkeoloji, filoloji, kimya, botanik, arkeobotanik ve sanat tarihini bir araya getiren disiplinler arası yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Hisler tarihi, politik ve kültürel antropoloji alanlarına da katkı sunuyor. Arkeolojik kazılarda ortaya çıkan parfüm şişeleri de Antik Çağ insanına dair bilgiler veriyor. Parfüm kaplarının hangi malzemeden yapıldığı, zamanın akışında koku formlarında yaşanan değişiklikler, parfüm rotalarının belirlenmesinde etkili olan siyasi ve ekonomik süreçlerin izlerine kalıntılarda rastlamak mümkün.

Parfüm ilk olarak tanrı ve tanrıçalara armağan olarak sunulmuş; ancak zamanla günlük kullanımda da yerini almış. Hatta yemeklere koku ve tat vermesi için de kullanılmış. Yapılan kazılarda, bazen gemi batıklarında, bazen mezarlarda bulunan şişeler; parfümün sadece günlük yaşamın değil, öteki dünyanın da bir parçası olduğunu gösteriyor. Balık, kuş, tanrı, tanrıça formlarıyla karşımıza çıkan şişeler dönemin, yaşanılan coğrafyanın sanat ve estetik anlayışını yansıtıyor.
Antik Dönem parfümlerinin yapımında kullanılan defne, gül, sandal, lotus, safran, lavanta gibi maddeler mitolojik anlatılarda, kil tabletlerde, kalıntıların üzerindeki motiflerde karşımıza çıkıyor. Yunan mitolojisinde dağ perisi olan Oinone, otlardan ilaçlar yapma gücüyle bilinirdi. Antik Çağ’da şifa ve güzel kokular arasında sıkı bir bağ vardı. Oinone figürleri genelde çam, lavanta, adaçayı, reçine gibi doğanın kokularını temsil ederdi.

Aşk Tanrıçası Afrodit: gül, mür, lotus,
Şarap ve Sarhoşluk Tanrısı Dionysos: tütsüler, aromatik içecekler, şarap kokusu,
Gizem ve Büyü Tanrıçası Hekate: reçine, mür, sedir
Müzik Şiir ve Sanat Tanrısı Apollo: lotus, defne ile çıkıyor karşımıza.
Meryem Karakurt Göksal, Antik Çağ’da Parfüm kitabında sadece koku tarihini anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda bizleri Antik Dönem’in kokularıyla tanrı ve tanrıçaların dünyasına sürüklüyor. Bilimsel bir çalışmanın estetik ve sanatla buluştuğu, özgün ve kıymetli bir eser.


