MUTLU NOELLER/ JOYEUX NOEL

Date:

MUTLU NOELLER/ JOYEUX NOEL

1914 Noel’i

Savaşlardan bahsederken aklımıza hep istatistikler, anlaşmalar, kaybedilen ya da kazanılan topraklar gelir. Resmi kayıtlara geçtiği şeklide bir çerçeve çizerek öğreniriz yaşananları. Peki yitirilen duygular, kaybedilen dostlar, siperlere sıkışan hayatlar, özlemler? Madalyonun görünmeyen, çoğu zaman da karalıkta kalan yüzüdür!

1914 Noeli de tarihi kayıtlara “ Almanlarla çatışma yok” şeklinde geçti. Bu kadardı resmi makamlarca o gecenin özeti.  Ancak askerlerin yazdığı mektuplar, bize resmi kayıtlara geçenden farklı bir şeyler fısıldıyordu. Buz tutmuş siperlerde Noel’i geçiren askerlerin de söyleyecekleri, anlatacakları vardı…

Batı Cephesi, Marne Yakınları “Almanlarla Çatışma Yok!”

Birinci Dünya Savaşı 28 Haziran 1914’te Avusturya-Macaristan veliahdının bir Sırp tarafından öldürülmesiyle başladı. Hızla endüstriyelleşen Avrupalı devletler birbirleriyle bir yarış halindeydi. Bu, milletleri büyük bir savaşa sürükledi. Kimse savaşın uzun sürmesini beklemiyordu. Tüm savaşları bitiren savaş olarak görülüyordu. İlk kez tank, kimyasal gaz ve denizaltı bu savaşta kullanıldı. Devletler tüm endüstriyel birikimlerini bu savaşa entegre edince uzayan siper muharebeleri başladı. Siperlere sıkışan askerler artık savaşmaktan ziyade açlık, soğuk, çamur ve salgın hastalıklarla mücadele etmeye başladı.

Taraflar 1914 Noel’inde galip bir şekilde evlerinde olacaklarından emindi. Askerlerden bazıları yanlarına galibiyette kutlamak için smokin dahi koymuştu.  Ancak beklenildiği gibi savaş 1914 Noel’inde bitmedi, hayatta kalabilenler ancak dört Noel sonra evlerine dönebildi.

“Madalyonun öteki yüzü”

Resmi makamlar her ne kadar çatışma olmadığını söyleseler de asker mektupları başka şeyler anlatıyordu. Batı Cephesi’nde, Marne yakınlarındaki siperlerde Alman, Fransız ve İskoç birlikleri mevzilenmişti. Havanın giderek soğuduğu saatlerde Alman siperlerinde başlayan hareketlilik tedirginlik yarattı. Bir süre sonra Alman siperlerinden eldeki imkânlarla süslenmiş küçük çam ağaçları uzatıldı, mumlar yakıldı. Bunu gören İskoç birlikleri yanlarından ayırmadıkları gaydaları çalmaya başladı. Gayda seslerine kayıtsız kalamayan Alman opera sanatçısı da şarkı söyleyerek eşlik etti. Birliklerden sorumlu subaylar bir araya gelerek gayri resmi ateşkes ilan edince askerler siperlerden çıktı; birbirine yiyecek, sigara, içki ikram ettiler. Savaşın getirdiği düşmanlığı bir kenara bırakmışlardı, futbol müsabakası bile düzenlendi.  Bu yaşananlar ortaya çıktığında tabii ki savaşı başlatanlarca hoş karşılanmadı.

“Soğuk, filmde dördüncü karakter olmalı”

Noel Ateşkesi pek bilinen bir olay değildi. Yönetmen Christian Carion okuduğu bir kitapta Noel Ateşkesi ’ne rastlayınca çok etkilendi ve bu unutulmuş hikâyeyi sinemaya taşımaya karar verdi. Çocukluğu Kuzey Fransa’da geçmişti ve ailesi çiftçi olduğundan arazilerinde sık sık I. Dünya Savaşından kalma mermi, şarapnel parçası, matara gibi eşyalara rastlıyordu. Adeta savaşın geride bıraktığı izleri takip ediyordu. Filmi çekmeye karar verince İngiliz, Fransız ve Alman arşivlerine giderek kapsamlı bir araştırma yapmaya başladı; mektupları, askeri kayıtları, gazeteleri, anıları inceledi. Filmin hazırlık sürecinde Yönetmen, tarihçilerle birlikte çalışarak silahlar, siper düzeni, dini ritüeller, üniformalar gibi tüm detaylara hâkim olarak en ince ayrıntısına kadar gerçeğe sadık kalmak istedi. Oyuncular siper kullanma ve soğukta hayatta kalma eğiminin yanı sıra dil ve aksan eğitimi de aldı. Nefes buharı, titreme, donmuş eller,gerçek yorgunluk, puslu hava gibi detayları yakalayabilmek adına çekimlere kışın başlandı. Fransız yönetmen için soğuk, filmde dördüncü bir karakter gibi olmalıydı.

Joyeux Noel filminde Christian Cario; klasik savaş filmi algısından farklı bir tarzda, estetik abartıdan uzak, sade, naif bir anlatıyla karşımıza çıkıyor. Savaşı kimin kazandığıyla ya da kaybettiğiyle ilgilenmiyor. Siperlere sıkışmış hayatları, bireysel yok oluşları anlatıyor. Masa başında alınan kararların bireylerin hayatlarında yarattığı yıkımları, küçük ayrıntılarla veriyor. Bazen bir çalar saat bazen de yıpranmış bir fotoğraf geride bırakılan hayata dair çok şey anlatıyor…

Share post:

Subscribe

spot_imgspot_img

Popular

More like this
Related

Galatasaray’da Transfer Hareketliliği: Batrakov’da Sona Doğru, Sol Kanat İçin İki Yıldız

Galatasaray’da transfer çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Sarı-kırmızılıların 10...

Başkan Çavuşoğlu’ndan bayram mesaisindeki personele ve hastalara ziyaret

Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Kurban Bayramı’nın...

BAŞKAN TEFENLİLİ’DEN KURBAN BAYRAMI MESAJI

Denizli Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Tefenlili, Kurban...

Denizli Büyükşehir genç yeteneklerin yanında

Mehmet Sarhanlı Türkiye şampiyonu oldu Denizli Büyükşehir Belediyespor Yüzme Takımı sporcusu Mehmet Sarhanlı, Antalya’da düzenlenen...