Kategori: Fatma KURT

YAZAR

  • 0-6 YAŞ ÇOCUKLARDA DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI

    0-6 YAŞ ÇOCUKLARDA DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI

    FATMA KURT

    ÖZGEÇMİŞ

    1992 yılında doğdu. 2015 yılında İstanbul Aydın Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi  Psikoloji Bölümü’nü bitirdi. 2018 yılında Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Bölümünde “Üniversite Öğrencilerinde Akıllı Telefon Kullanım Bozukluğu ve Çocukluk Çağı Travması ve Dürtüsellik İlişkisi” üzerine tez çalışmasını tamamladı.

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı olan Denizli Pamukkale Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğünde KİOÇ (Korunmaya İhtiyacı Olan Çocuklar) kapsamında Nisan 2016’da görevine başlayarak; madde kullanan, cinsel istismara uğrayan, intihara teşebbüs eden, suça sürüklenen çocuklar hakkında sosyal inceleme ve raporlama alanında görev aldı.

    Temmuz 2018’de görevinden ayrılarak Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzman Doktor Figen ŞEN KÖSEM’in muayenehanesinde danışan kabulüne devam etmektedir. Çalışma alanları arasında Çocuk-Ergen-Yetişkin-Aile Psikolojisi ve Havacılık Psikolojisi üzerine aktif olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

    0-6 YAŞ ÇOCUKLARDA DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI

    0 -6 Yaş aralığı bireyin gelişimindeki temel yapı taşlarının yer aldığı en önemli dönemleri kapsamaktadır. Bu dönemde fiziksel, zihinsel, sosyal, dil ve kişilik gelişimi yer almaktadır. Bireyin bu yıllardaki öğrenmiş olduğu kazanımlar ilerleyen yaşantısını da etkilemektedir. Bu kritik dönemde çocuğun ailesi, bakımını sağlayan kişi, sosyal çevre, diğer aile üyeleri ve çocukla iletişimde olan eğitimciler de çocuğun gelişim basamakları sırasında olumlu ya da olumsuz izler bırakabilirler. Yapılan çalışmalarda 0-6 yaş döneminde yaşanan travmatik olaylar ya da öğrenilen davranış ve tutumların ilerleyen yaşlarda kişinin kişilik gelişimine, davranış ve tutumlarına, yaşamındaki inanç ve değerlerine dek büyük çapta etkisini sürdürmektedir.

    PEKİ BU DÖNEMDE EN SIK KARŞILAŞILAN DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI NELERDİR

    KONUŞMA BOZUKLUKLARI

    Her çocuğun bireysel ve gelişim aşamalarının farklı olduğu kabul edilerek genel anlamda ilk kelimelerini söylemesi ve konuşma becerisini – eylemini tamamlaması 2-2,5 yaş civarıdır. 3 yaşında bir çocuk genel olarak 3 kelimelik cümleler kurabilir. Konuşma bozuklukları kapsamında konuşmanın gecikmesi, harflerin doğru telaffuz edilememesi ve kekemelik girer. 2 yaş ve sonrası çocuklarda dikkatle takip edilmesi ve ihmal edilmemesi gerekmektedir.

    KEKEMELİK

    Hece, ses ve sözcüklerin tekrarı ya da konuşmanın akışını bozan duraksamalar şeklinde kendisini gösteren bir konuşma bozukluğudur.  Var olan bu bozukluğun şiddeti çocuğun içinde bulunduğu durum ya da olaylara karşı tepkisine göre de değişim göstermektedir. Çekindiği bir kişiye karşı konuşmada güçlüğün artması, korku ve endişe duyguları yaratan ortamlarda daha tetikleyici bir hal alabilmektedir.

    Konuşma çok yavaş ya da hızlı olabilir. Genellikle şiir okurken ya da şarkı söylerken kekemelik oluşmaz. Konuşma becerisinin kazanılmaya başlandığı 2 ve 5 yaş aralığında kekemelik ortaya çıkabilir.  Ailenin tutumu ve içinde bulunduğu sosyal çevrenin de tedavi sürecinde önemi büyüktür. Bu süreçte aileler çocuklarının sözünü kesmeden, tamamlamaya çalışmadan sabırla çocuğun sözünü bitirmesini beklemeli, bu süreçte ailede oluşan kaygının çocuğa aktırılmasını engellemeli ve  çocuğu sık sık bu konuya yönelik uyarmamalıdırlar.

    TIRNAK YEME

    3 yaş ve sonraki dönemde daha sık rastlanılan bir davranış bozukluğudur. Tırnak yeme eylemi genellikle çocuğun boş kaldığı anlarda, dalgınken, bir şey izlerken, kaygı duyduğu kişi ya da durumlara göre değişkenlik gösterebilir. Bu eylemin temel noktasında yer alan endişe, korku, kaygı, güvensizlik ya da aile içi iletişim eksiliği yer alır. Çocuk kendisini ifade edemediğinde ya da var olan kaygılarını dışa vuramadığında bu eylemi gerçekleştirir.  İlk olarak çocuk için kaygı ve korku yaratan durum tespit edilmeli ve psikolojik destek ile bu süreç tamamlanmalıdır. Aileler ise çocuğun bu davranışına yönelik aynı şekilde kaygılı ve kızgın yaklaşmamalıdırlar. Çocuğun tırnağını yediğini fark ettiğinde uyarmamalı, çocuğun dikkatini başka yöne çekmeye çalışmalıdırlar.

    PARMAK EMME

    Genellikle ilk diş çıkarma döneminde başlayan bu eylem ilerleyen yaş dönemlerine dek devam edebilmektedir ve bu durum da çocuğumuzun hem ağız sağlığını hem de psikolojisini etkilemektedir.  Parmak emme davranışının altında yatan nedenler arasında erken meme, emzik ya da biberondan kesme, çocuğun duygusal olarak yeterince beslenememesi, ilgi ve sevgi yoksunluğu yer almaktadır. Tıpkı tırnak yeme davranışında ebeveynin dikkat etmesi gerektiği gibi parmak emmede de davranışının yapılmaması konusunda çocuk uyarılmamalı, korkutulmamalı, utandırılmamalı ve cezalandırılmamalıdır.

    GECE İŞEMESİ (ENÜREZİS)

    Çocuğun herhangi bir fiziksel problemi olmamasına, gündüz idrar kontrolü yapabilmesine hatta tuvalet eğitimini tamamlayarak bezden çıkmasına rağmen haftada en az 2 gece tekrarlayan idrar kaçırmaları gece işemeleri kapsamına girer. Yaş büyüdükçe sorun olarak kabul edilebilir. Geceleri hormon salgılanmasının artması, gelişimsel problemler ya da ailede yaşanan boşanma, kardeş doğması, iflas, kavga gibi benzer durumlarda gece işemesinin ortaya çıkmasına sebep olabilir.

    Gece işemesi çocuklara olduğu kadar aileler için de zor bir süreçtir.  Bu durum karşısında öfkelenmeden çarşafların, yatakların, kıyafetlerin yıkanması bir hayli güç bir durum yaratmaktadır. Bu noktada özellikle gündüz idrarırını tutabilen çocuğun gece idrarını kaçırması bilinçli bir davranış olarak görülür aileler tarafından. Çocuğun uykusu ağırsa, tuvalet eğitimi verilirken inatlaşma yaşanıldıysa ya da hatalı veya erken eğitim verilmesiyle de gece işemesi oluşabilir. Çocuğumuzun düzenli bir ilaç kullanımı yoksa (özel bir durum yoksa); sıvı kısıtlaması, mesane çalışmaları, takvim tutma, uykudan önce idrar torbasının boşaltılması, ödül ve alarm sistemi kullanılabilir.

    KAKA KAÇIRMA (ENKOPREZİS)

    4 yaşından büyük çocukların kakalarını kıyafetlerine ya da tuvalet dışı yerlere yapmasına “kaka kaçırma” denir. Genelde kabızlık da bu davranışa eşlik eder. Bazı durumlarda çocuklar kaka yaparken can acıması sebebiyle kakasını tutmak ister, daha fazla tutamadığında da kaçırabilir. Tuvalet eğitimi sırasında eğitimi veren kişi ya da ebeveynle inatlaşır, tutmaması gereken zamanda tutmak, yapmaması gereken zamanda yapmak isteyebilir. Tuvalet eğitiminde baskıcı bir tutum, aile içindeki iletişimsizlik ve huzursuzluk, çocuğun tuvalete gitmek ya da yapmak hakkındaki korkuları, oyunu bölmek konusunda isteksizlikleri bunun nedenlerinden olabilir. Fiziksel bir problem olup olmadığının araştırılması, yoksa bir uzmandan yararlanılması gerekir.

    DAVRANIM BOZUKLUĞU

    Çocukta baş kaldırma, karşı gelme, inatçılık, saldırganlık, kavgacılık, kişilere ya da eşyalara zarar verme şeklinde görülmektedir. Bir çocuğun davranım bozukluğunun olabilmesi için bu tür eylemlerin sık sık tekrar etmesi, engellenmekte güçlük çekilmesi gerekmektedir. Bu bozukluğun temeldeki nedenleri arasında ise parçalanmış aile öykülerinin bulunması, aile içi şiddetli bir geçimsizliğin yaşanması ve organik nedenler yer alabilmektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna eşlik eden bir bozukluk olarak ortaya çıkabilir.  Bu süreçte aile ve çocuk psikolojik destek alarak çocuğun dürtülerini kontrol etmesinde, özdenetimini arttırmasında, ilgi çekme kaynağını pozitif davranışlara yönlendirmede etkin hale gelerek çocuğa yardımcı olabilirler.

    UYKU

    BOZUKLUKLARI

    GECE TERÖRÜ

    Gece terörü yaşayan çocuklar uykudan gözlerini açarak uyanmış gibi görünürler ama uyumaya devam ediyorlardır. Genelde ağlayarak, çığlık atarak ya da beden hareketleri de eklenmiş, hiç avutulamayan kalkışlar söz konusudur. Kendiliğinden sakinleşir ve genelde uykuya devam eder ve sabah hatırlamazlar. Bu kalkışların sıklığı önemlidir. Uzman desteği gerektirir.

    UYKUDA SAYIKLAMA VE YÜRÜME

    Çocukluk döneminde en sık rastlanan uyku bozukluğu türüdür. Uyurgezer çocukların aile öykülerinde de uyurgezerlik ve gece altını ıslatma olduğu görülebilmektedir. Çocuklar uyandıklarında yaşadıklarını hatırlamazlar. Uykuda yürümeye uykuda konuşma da eklenir. 15 saniye de yarım saat de sürebilir. Uykuda sayıklama her gece oluyorsa, ses tonu yüksekse, kendi sesine uyanıp uyku kalitesi bozuluyorsa bir uzmana danışmakta fayda vardır. Uyurgezerlikte mutlaka uzman desteği almak gerekir.

    TİKLER

    Tikler kasların istemsiz kasılmaları sonucunda ortaya çıkan ani ritmik olmayan, tekrarlayıcı ve aralıklı hareketlerdir. Sadece yüzde değil, vücudunun diğer uzuvlarında da baş gösterir. Ses tiklerinde tekrarlayan boğaz temizleme veya ses çıkarma görülür. Erken yaşta başlayan tik bozukluklarının çoğu gelip geçici tik bozukluğu türündendir. Tedavide eşlik eden başka bir sendrom yoksa kontrol altına alınabilir ve sonlanabilir

    AİLELER BU TÜR PROBLEMLERLE KARŞILAŞTIĞINDA NELER  YAPILMALIDIR ?

    0-6 yaş gelişim döneminin önemini es geçmeden var olan süreç hakkında çocuklarımızı ilk olarak Çocuk ve Ergen Psikiyatrisine götürerek muayene sürecini gerçekleştirmeliyiz. Ardından sürecin takibi bölümünde alanında Uzman Psikolog eşliğinde yürütülmesi sağlıklı bir şekilde ailenin de çocuğunda ilerlemesinde büyük destek sağlamaktadır. Var olan davranış bozukluğu ilk keşfedildiği an destek alınırsa süreç daha hızlı ilerlemektedir. İlerleyen yıllarda geçebilir ya da geçici bir süreçtir şeklinde aileler tarafından yorumlanmadan alanında uzman kişilerden destek alnmalıdır.

  • ÇOCUKLARDA AKILLI TELEFON KULLANIM BOZUKLUĞU  NEDİR ?

    ÇOCUKLARDA AKILLI TELEFON KULLANIM BOZUKLUĞU NEDİR ?

    UZMAN KLİNİK PSİKOLOG
    FATMA KURT
    ÖZGEÇMİŞ
    1992 yılında doğdu. 2015 yılında İstanbul Aydın Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi  Psikoloji bölümünü bitirdi. 2018 yılında Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Bölümünde “Üniversite Öğrencilerinde Akıllı Telefon Kullanım Bozukluğu ve Çocukluk Çağı Travması ve Dürtüsellik İlişkisi” üzerine tez çalışmasını tamamladı.
    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı olan Denizli Pamukkale Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğünde KİOÇ (Korunmaya İhtiyacı Olan Çocuklar) kapsamında Nisan 2016’da görevine başlayarak; madde kullanan, cinsel istismara uğrayan, intihara teşebbüs eden, suça sürüklenen çocuklar hakkında sosyal inceleme ve raporlama alanında görev aldı.
    Temmuz 2018’de görevinden ayrılarak Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzman Doktor Figen ŞEN KÖSEM’in Muayenehanesinde danışan kabulüne devam etmektedir. Çalışma alanları arasında Çocuk-Ergen-Yetişkin-Aile Psikolojisi ve Havacılık Psikolojisi üzerine aktif olarak çalışmalarını sürdürmektedir.
    ÇOCUKLARDA AKILLI TELEFON KULLANIM BOZUKLUĞU  NEDİR ?
    Gelişen teknoloji ile birlikte akıllı telefon kullanımı ihtiyaç düzeyinden çıkıp yerini kontrolsüz kullanıma bırakarak beraberinde birçok yeni rahatsızlığı da getirmektedir. Akıllı telefon kullanım bozukluğunun temelinde yer alan dürtüsellik ile de bağıntısı paralellik göstermektedir. Yapılan çalışmalara göre günlük yaşam ve kişilerarası ilişkilerdeki işlevselliği etkileyen yineleyici davranış bozukluklarına da sebep olduğu gözlemlenmektedir. Akıllı telefon kullanımı pek çok kolaylığı sağlamakla beraber psikolojik, fizyolojik, kişiler arası ilişkiler gibi işlevselliği de olumsuz olarak etkilemektedir. Yapılan araştırmalar doğrultusunda bireylerin ilk cep telefonuna 5 yaşında, ilk akıllı cep telefonuna ise 10 yaşında sahip olması çok erken yaşta cep telefon kullanmaya başlamalarının telefon bağımlılığını etkilediğini göstermektedir.
    Akıllı telefon kullanım bozukluğu çoğunlukla telefondan uzak kalamama, sık sık telefonu kontrol etme isteği, akıllı telefonda geçirilen zamanın farkına varamamaktan kaynaklı olarak uyku kalitesinin bozulması, zamanla kullanım düzeyinin artmasıyla ihtiyaç düzeyinden çıkarak kişilerin sosyal çevrelerinde de kopuşların yaşanmasına neden olmaktadır.
    AKILLI TELEFON KULLANIM BOZUKLUĞUNUN NEDEN OLDUĞU FAKTÖRLER NELERDİR ?
    Akıllı telefonların doğru kullanılmaması sonucunda bireylerde psikolojik ve fizyolojik olarak olumsuz etkilere neden olabilmektedir.
    FİZİKSEL FAKTÖRLER;
    El-bilek ağrıları,
    boyun ağrıları ve boyun kaslarında tutulma,
    göz yorgunluğu ve yoğun kullanıma bağlı gelişen göz problemleri,
    uyku saatlerinde azalma
    PSİKOLOJİK FAKTÖRLER;
    Kaygı
    Stres
    Depresyon
    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
    Konsantre Kaybı
    Anksiyete
    Sosyal Fobi
    Sinirlilik
    PEKİ AİLELER BİZLERE EN SIK HANGİ SORULARLA DANIŞMAKTADIRLAR ?
    “Çocuğum telefonda çok sık zaman geçiriyor telefon kullanımını kontrol altına alamıyoruz.
    Cep telefonu ve sosyal ağları sıklıkla kullanıyor. Zaman kısıtlaması getirmeye çalışıyoruz fakat bazen etkisiz kalıyor.
    Okul dışında evdeki süre içerisinde telefon ve tablet ile çok fazla zaman geçiriyor. Ev içerisinde süre kısıtlaması yaptığımızda daha agresif tavırlar sergileyerek uyku saatleri içerisinde yeniden telefonu ile oynamaya başlıyor.
    Telefon kullanımına bağlı olarak derslerini ve ödevlerini yapmakta güçlük yaşamaktayız” gibi sorularla aileler bilgi ve danışmanlık almaktadırlar.
    AKILLI TELEFON KULLANIMI KONUSUNDA AİLELERİN TUTUMLARI NASIL OLMALI ?
    Çocuğumuzun kullanmakta olduğu akıllı telefon, bilgisayar ve tablette güvenli internet kullanımının bulunmasına dikkat edilmeli
    Akıllı telefon ve benzeri teknolojik aletleri çocuklarımıza susturmak, teselli etmek ya da ödül olarak verilmemeli
    Çocuklarımızın akıllı telefonda geçirdikleri süreye dikkat ederek belirli bir sınır koyulmalı ve bu sınırda her iki ebeveynin de ortak dili konuşarak çocuğa model olmaları
    Rol model olan anne ve babanın da hane içerisinde çocuklarını akıllı telefon konusunda uyarırken tam tersi tutum ve davranış sergileyerek söz ettikleri tutumları çürütmemeleri (Örneğin; yemek sırasında masada telefon vb. aletlerin kullanılmayacağını söyleyen bir ebeveynin masada yemek anında kendisinin telefon vb. aletleri kullanarak bulunduğu ortama ters düşen tutum ve davranışlar sergilemesi.)
    Hane içerisinde geçirilen ortak zaman dilimlerinde bir aradalığı sağlamaya yönelik çocuğun ilgi ve dikkatini akıllı telefondan uzak tutmaya çalışılmalı
    Çocuklarımızın akranlarıyla daha sağlıklı ilişkiler kurabilmesi adına sosyal ilişkileri desteklemeli
    Aile bireyleri ile çocukların kaliteli zaman geçirerek iletişimlerini daha güçlü kılmaya çalışmaları ve bu konuda özen göstermeye dikkat etmeleri
    Okul öncesi dönemden itibaren çocuklara yönelik ailelerin telefon ve tablet kullanımı konusunda sınır koyucu bir yol izlemesi ve ödül yöntemi olarak akıllı telefon-tablet-bilgisayar-internet oyunlarını tercih edici bir tutum geliştirmektense sosyal aktivite ve uyum sağlayıcı örneklerle çocuklarına aile bireylerinin rol model olarak ilerleyen safhada oluşabilecek sorunları en aza indirgemesi hususuna dikkat edilmeli
    Çocuğumuzun ilgi alanları keşfedilerek uygun aktivite ve spor dalına yönelik yönlendirmelerde bulunarak ebeveynlerimiz bu süreci destekleyebilirler.