Kategori: DÖKÜLEN YAPRAKLAR

  • Başlıksız yazı 1551

    r. HİLMİ ÖNAL’DAN ÇOK DAHA FAZLASI: RECEP AKTUĞ

    Türk dizi izleyicisi onu bir döneme damga vuran Aşk-ı Memnu dizisinin kötü adamı Hilmi Önal olarak tanıdı. Seveni olduğu kadar nefret edeni de vardı. Ancak Recep Aktuğ,Hilmi Önal’dan çok daha fazlası olan gerçek bir sanatçıydı. Aktuğ, iyi eğitim almış, sanat kariyeri başarılarla dolu bir sanatçı ve dahasımüzik dünyası için bir girişimciydi. 14 Ocak’ta, 65 yaşında, aramızdan ayrılan usta sanatçı yaklaşık iki yıldır KOAH tedavisi görüyordu.

    RECEP AKTUĞ KİMDİR?

    Mehmet Recep Aktuğ, 13 Mayıs 1954’te İzmir’de dünyaya geldi.İlk ve orta eğitimini İzmir’de tamamlayan Aktuğ, lisede Anadolu Pop tarzında müzik yapan “Gelenek” adlı bir müzik grubunda yer aldı. İlk profesyonel çalışmasını da yine bu grupla İzmir’de “Mogambo”da yaptı.İstanbul Üniversitesi Şişli Siyasal Bilgiler Yüksek Okulu’nda okurken 1974yılında “Grup Stüdyo” adlı bir gruba katıldı. Siyasal Bilgiler Bölümü’nde dört yıl okuduktan sonra TM Devlet Konservatuarı’na kaydoldu. Eğitimi süresince birçok farklı işte çalıştı.

    ARI YAPIM’IN İLK SANATÇISI “SEZEN AKSU” OLDU

    Birkaç arkadaşı ile “Arı Yapım” adlı bir şirket kuran Recep Aktuğ’un şirketinin ilk sanatçısı Sezen Aksu oldu. İlk plak “Kaybolan Yıllar”ı“Disko Fasıl” takip etti. Recep Aktuğ, 1976’da Türkiye’nin ilk eşlik vokal grubu “Kısa Dalga”yı kurdu.Kısa Dalga, ilk gece çalışmasını Ayten Alpman ile Sheraton Oteli’nde yaptı. 1978’de “Antalya Altın Portakal Şarkı Yarışması”na iki beste ile katılan Aktuğ ikincilik ve yedincilik ödülü kazandı.

    EUROVİSİON ŞARKI YARIŞMASI’NDA TÜRKİYE’Yİ TEMSİL ETTİ

    Recep Aktuğ, 1979’da Cantekin ile Eurovision Şarkı Yarışması’na katıldı. “Giden Gençliğe” ve “Canım” adlı şarkılarıyla 1981’de ilk 45’liğini çıkaran Aktuğ, 1983’te Buğra Uğur’un bestesi ile Eurovision Türkiye birincisi olarak Çetin Alp ile Almanya’da Türkiye’yi temsil etti. Devlet Tiyatrolarında 1984’te Faik Ertener’in sahneye koyduğu çocuk oyunlarında besteci ve müzisyen olarak çalışan Aktuğ, Esen Müzik ile “Alışma Bana” ve “Siyah Gül” adlı iki müzik albümü çıkardı. 2009’da çıkan “Alışma Bana”dan sonra Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek albümünün her şarkısına ayrı klip çekilmiş DVD versiyonunu hazırladı ve dinleyicilerin beğenisine sundu.

    Besteleri ve şarkı sözleri çeşitli sanatçılar tarafından seslendirilen Aktuğ, “Kurtlar Vadisi” ve “Aşk-ı Memnu” gibi birçok dizide de rol aldı. Usta sanatçının rol aldığı diğer diziler ise şöyle: Poyraz Karayel, Ezel, Küçük Kadınlar, Selena, Doktorlar

  • AYTAÇ ARMAN KANSERE YENİK DÜŞTÜ

    AYTAÇ ARMAN KANSERE YENİK DÜŞTÜ

    Yeşilçam’dan üzücü haberler gelmeye devam ediyor. Türk sinemasının önemli jönlerinden biri olan Aytaç Arman, İstanbul Maltepe Onkoloji Hastanesi’nde 26 Şubat Salı günü hayatını kaybetti. Kanser tedavisi gören usta oyuncu 70 yaşındaydı.

    AYTAÇ ARMAN KİMDİR?

    Aytaç Arman 22 Haziran 1949 tarihinde Adana’da dünyaya geldi. Gerçek adı Veysel İnce olan sanatçı, AdanaErkek Sanat Enstitüsü’nü bitirdi.1966 yılında Mimarlık ve Mühendislik fakültesinde okurken Ekstra Ekspres gazetesinin açtığı artist yarışmasında ikinci oldu.1971 yılındaSes Dergisi’nin açmış olduğu yarışmaya da katıldı. Aynı yarışmada Tarık Akan birinci olurken Aytaç Armanikinci oldu. Ardında sinema oyunculuğuna başladı. 1971 yılında Yılmaz Güney’in “Baba” filminde oynadı.Aytaç Arman, 1974 yılındaSüreyya Duru’nun yönettiği “Bedrana” filminde Perihan Savaş ile baş rolü paylaştı. Bu film 11.Antalya Altın Portakal Film Yarışması’nda en iyi ikinci film ödülünü aldı. 1977 yılında baş rolünü Semra Özdamar’la paylaştığı ve Süreyya Duru’nun yönettiği “Kara Çarşaflı Gelin”14. Antalya Altın Portakal Film Yarışması’nda “En İyi Film” ödülünü kazandı. 1988 yılında Antalya Altın Portakal Film Yarışması’nda başrolünü oynadığı ve Ömer Kavur’un yönettiği“Gece Yolculuğu” filmi “En İyi Film” ödülünü alırken Aytaç Arman da “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü aldı.12 Eylül 1980 darbesinden sonra Sinema Emekçileri Derneği üyeliğinden yargılandı ve beraat etti.1985 yılında Necati Cumalı’nın hikayesinden uyarlanan ve senaryosunu Barış Pirhasan’ın yazdığı, yönetmenliğini Atıf Yılmaz’ın yaptığı “Adı Vasfiye”filminde Müjde Arile başrolde oynadı.2006 yılında sinema yazarı Burçak Evren, Aytaç Arman hakkında biyografi kitabıyazdı.Aytaç Arman, sinema filmlerinin yanı sıra bir çok dizide de rol aldı.

    ÖDÜLLERİ

    Antalya Film Şenliği – 1988 – En İyi Erkek Oyuncu (Gece Yolculuğu)

    Antalya Film Şenliği – 1988 – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Gönderilmemiş Mektuplar)

    Siyad Türk Sineması Ödülleri – 2003 – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Gönderilmemiş Mektuplar)

    Londra Türk Film Festivali – 2015 – Yaşam Boyu Başarı Ödülü

    FİLMOGRAFİSİ

    Candan Öte – 2006, Düşler ve Gerçekler – 2005, Perçem – 2004, Karşılaşma – 2002, Gönderilmemiş Mektuplar – 2002, Melekler Evi – 2000, Yüzleşme – 1999, Akrebin Yolculuğu – 1997, Yaban – 1996, Yer Çekimli Aşklar – 1995, İz – 1994, Kurşun Adres Sormaz – 1992, Gece Yarısı Vurgunu – 1990, Perili Köşk – 1990, Kantodan Tangoya – 1989, Av Zamanı – 1988, Gece Yolculuğu – 1987, Bir Avuç Gökyüzü – 1987, İstek – 1986, Fatmagül’ün Suçu Ne – 1986, Adı Vasfiye – 1985, Sönmüş Ocak – 1980, Düşman – 1979, Güneşli Bataklık – 1977, Ben Sana Mecburum – 1976, Kara Çarşaflı Gelin – 1975, Bahriyeli Kemal – 1974, Bir Ana Bir Kız – 1974, Bedrana – 1974, Oğlum Osman – 1973, Zambaklar Açarken – 1973, Vukuat Var – 1972, Ekmekçi Kadın – 1972, Baba – 1971

  • YALÇIN MENTEŞ’İ KAYBETTİK

    YALÇIN MENTEŞ’İ KAYBETTİK

    Sanat camiasından acı haberler gelmeye devam ediyor. Bir döneme damgasını vuran ünlü sanatçı Yalçın Menteş, bir süredir tedavi gördüğü hastanede 7 Şubat Perşembe günü vefat etti. Ekranların sevilen yüzlerinden biri olan usta sanatçı bir süredir ciddi sağlık sorunları yaşıyordu. Diyabet ve akciğer kanseri tedavisi gören sanatçının sağ bacağı ağır şeker hastalığı nedeniyle 2013 yılında kesilmişti. Sağlık sorunları nedeniyle sanat hayatınaara vermek zorunda kalan Menteş, solunum yetmezliği şikayetiyle kaldırıldığı hastanenin yoğun bakım servisinde 12 gün yaşam mücadelesi verdi. Yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan ünlü sanatçı 7 Şubat tarihinde aramızdan ayrıldı. Yalçın Menteş 59 yaşındaydı.

    “TATLI KAÇIK” SAFFET

    Yalçın Menteş sanat hayatı boyunca pek çok karaktere hayat verdi ancak belkide onu en çok “Tatlı Kaçıklar” dizisinde canlandırdığı “Saffet” karekteriyle sevdik.

    YALÇIN MENTEŞ KİMDİR?

    Yalçın Menteş, 1 Nisan 1960’ta İzmir’in Tire ilçesinde dünyaya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini İzmir’de tamamladı. Liseyi bitirdikten sonra tiyatroya, 1977 yılında Turgut Özakman’ın “Darılmaca Yok” adlı oyunuyla başladı. 1999’da Star TV’de yayınlanan “Çarli” ve başrollerini Mehmet Ali Erbil ile paylaştığı “Tatlı Kaçıklar” adlı diziyle televizyon ekranlarında şöhreti yakaladı. Yalçın Menteş, Production Reklam Ajansı’nı kurdu. Bir ara İzmir’deki halasının yanında muhasebecilik de yaptı. 1983’te İzmir’de 45 kişilik kadrosuyla bir cep tiyatrosu kurdu. 1987’de tiyatro çalışmalarını daha rahat sürdürebilmek için İstanbul’a yerleşti. TRT’deki bazı programlara küçük güldürü bölümleri hazırlayan Yalçın Menteş, ATV’de yayınlanan “Tatlı Kaçıklar” dizisindeki Saffet rolüyle milyonların sevgilisi haline geldi.

    1995’te “Dikkat Yalçın Menteş” adlı tek kişilik oyununu sahneledi. Türk Büyükleri Ansiklopedisi’nden esinlenen Yalçın Menteş, “100 Ünlü Yüz” adlı oyunuyla Türkiye gündemindeki kişileri sahneye taşıdı. “Charlie” isimli bir maymunla stand up gösterileri de yapan ünlü sanatçı “Akasya Durağı” dizisinde de rol aldı.

    FİLMOGRAFİSİ

    Tatlı Kaçıklar

    Yalancı Yarim

    Cennet Mahallesi

    Çarli Hırsız

    Yalancı Romantik

    Sevda Tepesi

    Akasya Durağı

    Doksanlar

  • OLİMPİYATLAR VAR OLDUKÇA NAİM SÜLEYMANOĞLU DA YAŞAYACAK

    OLİMPİYATLAR VAR OLDUKÇA NAİM SÜLEYMANOĞLU DA YAŞAYACAK

    Bazı isimler vardır, zamanın ötesine geçer, ölümsüzdür. Naim Süleymanoğlu da o isimlerden biri hiç kuşkusuz. Yüzyılın sporcusu olarak adlandırılan Naim Süleymanoğlu’nun bedenini geçtiğimiz Kasım ayında toprağa verdik. Hem de devlet töreniyle onu ebediyete uğurladık. Ama o minik adam, dünyanın “Cep Herkülü” dediği o minik adam, dünya durdukça, olimpiyatlar var oldukça yaşayacak. Çünkü herkes bilir ki; “Efsaneler” ölmez.

    Naim Süleymanoğlu, kendi özgül ağırlığından kat be kat fazla ağırlıkları omuzladığında daha çocuk sayılabilecek bir yaştaydı. Sporcu kimliğinin yanı sıra 1980’li yıllarda Bulgaristan’da yaşayan Türk azınlıkların gördüğü baskı ve zulmün de simgesi olmuştu. Başarılı bir sporcu olmakla birlikte gözü kara, cesur bir Türk genciydi Naim ve Türkiye’ye kaçabilmenin yollarını aradı uzun süre. Hatta podyuma her çıktığında, haltere her ağırlık yüklettiğinde bu kaçışın planlarını da yapıyordu. Öyle ki ne kadar başarılı olursa o kadar hedefine yakın olacaktı. Nitekim öyle de oldu. Yine Avrupa’da katıldığı bir halter müsabakasında başarılı olup, akşam eğlencesinin ardından gizlice Melbourn Türk Elçiliği’ne sığındı. Takvimler 1986 yılını gösteriyordu. Dönemin başbakanı Turgut Özal, konuyla yakından ilgilendi ve bu gözü kara Türk sporcusuna sonuna kadar sahip çıktı. Naim Süleymanoğlu, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Dışişleri Bakanlığı’nın gizli operasyonu ile Türkiye’ye getirildi. Naim’in Türkiye adına uluslar arası müsabakalara katılabilmesi için Türk Devleti, Bulgaristan’a o dönemin parası ile 1 milyon 70 bin dolar para ödedi ve izin belgesini ancak alabildi. Naim Süleymanoğlu’nun Türkiye’ye sığınmasının ardından Bulgaristan ve Türkiye arasında Türk azınlıklara yapılan baskılar uzun süre gündemi meşgul etti.

    BEKLENMEDİK BİR ÖLÜM

    Naim Süleymanoğlu’nun hayatını kaybetmesi beklenmedik bir acı oldu. Sağlığının ciddi bir şekilde bozulmuş olması bir anda gündeme bomba gibi düştü. Olimpiyat ve dünya rekorlarını alt üst eden, yüzyılın sporcusu Naim Süleymanoğlu, 28 Eylül 2017 tarihinde karaciğer yetmezliği tanısı ile hastaneye kaldırıldı ve durumunun çok ciddi olduğu doktorları tarafından kamuoyuna duyuruldu. Acil karaciğer naklinden başka bir seçenek görünmüyordu. Uygun donörün bulunmasının ardından 6 Ekim 2017 tarihinde, başarılı bir operasyonla karaciğer nakli oldu. Fakat durumunun iyiye gittiği bir dönemde bu defa da beyin kanaması geçirdi. Beyinde oluşan ödem ve kanama nedeniyle durumu kritik bir hal aldı. 11 Kasım 2017 tarihinde tekrar ameliyata alındı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve 18 Kasım 2017 tarihinde, 50 yaşında, hayata gözlerini yumdu. Naim Süleymanoğlu, devlet erkanının, büyük bir kalabalığın ve hatta en büyük rakibi Yunanlı halterci Valerios Leonidis’in katıldığı devlet töreni ile Edirnekapı Mezarlığı’na defnedildi. Naim Süleymanoğlu, vefat ettiğinde ardında filmlere konu olabilecek bir hayat, sayısız şampiyonluklar, rekorlar, madalyalar ve büyük bir isim bıraktı. Öyle ki dünya onu olimpiyatlarda “Türk Süperman” olarak çağırdı. 1988 yılında Time Dergisi’ne kapak oldu. Paraguay Devleti “Süper Türk” adıyla, şahsına özel posta pulu bastırdı. Naim Süleymanoğlu bir efsaneydi ve her zaman da öyle kalacak…

    ELLİ YIL, SAYISIZ ŞAMPİYONLUK, BÜYÜK BİR İSİM

    Kariyeri boyunca 3 olimpiyat altın madalyası, 7 dünya şampiyonluğu ve 6 Avrupa şampiyonluğu bulunan Naim Süleymanoğlu, 46 kez dünya rekoru kırdı. Milli halterci ayrıca, 1984 yılında henüz 16 yaşındayken silkme kategorisinde vücut ağırlığının 3 katını kaldıran ikinci halterci olarak da tarihe geçti. “Cep Herkülü” lakaplı Naim Süleymanoğlu, tüm zamanların en iyi haltercisi olarak Türk ve Dünya Spor tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Naim Süleymanoğlu, 23 Ocak 1967 tarihinde Türk nüfusun Bulgaristan’da yoğun olduğu Ahatlı, Mestanlı’da Türk kökenli bir maden işçisinin oğlu olarak dünyaya geldi. Haltere, 10 yaşında başladı. 1982’de Brezilya’da düzenlenen Dünya Gençler Halter Şampiyonası’nda 52 kiloda dünya rekoru kırdı. İlk dünya rekorunu kırdığında 15 yaşında olan Süleymanoğlu, kariyerinin ipuçlarını ilk kez burada verdi. 1983 yılında Viyana’da yapılan turnuvada, 56 kiloda dünya rekorlarını sırası ile koparmada 130.5, silkmede 165 ve toplamda da 295 kilo olarak kırdı. Daha sonra bu rekorlarını yine kendisi kırdı. 1986 yılında dünya şampiyonasına 60 kilo kategorisinde katıldı ve toplamdaki rekorunu 335 kiloya çıkararak dünya şampiyonu oldu. 1988 Seul Olimpiyatları’nda yine 60 kilo kategorisinde muhteşem rekorlar kırdı. (Toplam: 342,5 kg) Naim Süleymanoğlu, Seul’daki muhteşem başarısı ile Türkiye’ye olimpiyatlarda güreş dışında ilk altın madalya kazandıran sporcu oldu. 1984, 1985 ve 1986’da dünyada, yılın haltercisi seçildi. 1984 Los Angles Olimpiyatları’na, Bulgaristan’ın da Sovyetler Birliği’nin yanında boykota katılması nedeniyle katılamayan Süleymanoğlu, ülkesindeki baskılardan kurtulmak için, 1986 senesinde, Avustralya’da düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası’nda Melbourn Türk Elçiliği’ne sığındı. Türkiye’de yaşama ve Türk Milli Takımı adına karşılaşmalara çıkma talebinde bulundu. Talebinin kabul edilmesinin ardından Türkiye’ye getirildi. 1992 Barcelona Olimpiyatları’nda, rakiplerine karşı ezici üstünlük sağlayarak, yurda altın madalyayla dönen Naim Süleymanoğlu, yine o sene, Uluslararası Halter Basın Komisyonu tarafından “Dünyanın En İyi Sporcusu” seçildi. 1993 Dünya Şampiyonasında, 3 altın madalya kazanmasının yanı sıra, 2 de dünya rekoru kıran halterci, 1994’te Bulgaristan’da yapılan Avrupa Halter Şampiyonası’nda da, sadece üç kaldırış yaparak, üç dünya rekoru kırdı. Çin’de yapılan dünya şampiyonasında ise sakatlığı devam ediyordu ve buna rağmen 3 altın madalya kazandı. Naim Süleymanoğlu, Uluslararası Halter Federasyonu’nun Aralık 2000’de Atina’da toplanan kongresinde asbaşkanlığa seçildi.

    ELDE ETTİĞİ BAŞARILAR

    İlk dünya rekorunu kırdığında 15 yaşındaydı.

    1984, 1985 ve 1986 yıllarında dünyada “yılın haltercisi” seçildi.

    1988 Seul, 1992 Barcelona ve 1996 Atlanta Olimpiyatları olmak üzere üç kez olimpiyat şampiyonu oldu.

    8 kez dünya şampiyonu oldu, 46 dünya rekoru kırdı.

    Kendi kilosunun üç katından fazla kaldırdı.

    Spor otoriteleri tarafından tüm zamanların en iyi haltercisi kabul edildi.

    1988 yılında Time Dergisi’ne kapak oldu.

    60 kilo koparmada 190 kilo kaldırarak dünya rekoru kırdı.

    1988 yılında Seul olimpiyatlarında 6 dünya, 9 olimpiyat rekoru kırarak büyük bir zafer kazandı.

    Türkiye’ye olimpiyatlarda güreş dışında ilk altın madalyayı kazandıran sporcudur.

    1992 yılında Uluslararası Halter Basın Komisyonu tarafından “Dünyanın En İyi Sporcusu” seçildi.

    OLİMPİYAT OYUNLARI

    1988 SEUL OLİMPİYATLARI

    Seul Olimyipatları’na Türkiye adına katılabilmesi için Türk hükümetince Bulgaristan’a 1 milyon 70 bin dolar ödenerek gerekli izin alındı. Bu olimpiyatlarda Naim Süleymanoğlu, 60 kilo koparmada sırasıyla 145, 150.5, 152.5 silkmede 175, 188.5, 190 toplamda da 320, 339, 342.5 kilo kaldırarak 6 dünya, 9 olimpiyat rekoru kırarak muhteşem bir zafer elde etti ve böylece Türkiye’ye olimpiyatlar tarihinde güreş dışında ilk altın madalya kazandıran sporcu oldu.

    1992 BARCELONA OLİMPİYATLARI

    Altın madalya kazandı ve aynı yıl Uluslar Arası Halter Basın Komisyonu tarafından “Dünyanın En İyi Sporcusu” seçildi.

    1996 ATLANTA OLİMPİYATLARI

    64 kiloda 4 dünya rekoru kırarak 3. kez olimpiyatlarda madalya kazanarak tarihe geçti.

    2000 SİDNEY OLİMPİYATLARI

    33 yaşındaki Naim Süleymanoğlu sakatlığının da etkisiyle kaldırışlarında başarısız oldu.

    DÜNYA ŞAMPİYONALARI

    1993 DÜNYA ŞAMPİYONASI

    3 altın madalya kazanırken 2 de dünya rekoru kırdı.

    1994 İSTANBUL DÜNYA HALTER ŞAMPİYONASI

    İlk kez Türk seyircisi önüne çıktı. Sakat olmasına rağmen 3 dünya rekoru kırarak 3 altın madalya kazandı.

    1995 ÇİN DÜNYA HALTER ŞAMPİYONASI

    Sakatlığı devam ediyordu ama 3 altın madalya kazanmayı başardı.

    AVRUPA ŞAMPİYONALARI

    1988’de Avrupa Halter Şampiyonası’na Türkiye adına katıldı ve 3 altın madalya kazandı.

    1994’te Bulgaristan’da yapılan Avrupa Halter Şampiyonası’nda sadece 3 kaldırış yaparak 3 dünya rekoru kırdı.

    1995 Avrupa Halter Şampiyonası’nda yine sakat olmasına rağmen 1 altın, 2 gümüş madalya kazanarak Türkiye’nin takım halinde birinci olmasında önemli katkı sağladı.

  • BAĞLAMAYA AŞIK BİR SES: KIVIRCIK ALİ

    BAĞLAMAYA AŞIK BİR SES: KIVIRCIK ALİ

    Türk Halk Müziği’nin sevilen seslerinden Kıvırcık Ali, aramızdan ayrılalı 7 yıl oldu. 11 Ocak 2011 tarihinde elim bir trafik kazasında hayatını kaybeden ünlü sanatçı, 42 yaşındaydı. Sanatçının beklenmedik ölümü, sevenlerini derinden üzdü. Halk müziğinin önemli temsilcilerinden olan Kıvırcık Ali, bağlamaya ve türkülere aşıktı. Genç yaşta yitirdiğimiz ünlü sanatçının hayat hikayesi kısaca şöyle:

    Ali Özütemiz, ya da bilinen adıyla Kıvırcık Ali, 11 Ekim 1968 tarihinde Tokat’ın Turhal ilçesine bağlı Erenli Köyü’nde dünyaya geldi. Dokuz kardeşin en küçüğü olan Kıvırcık Ali’nin babası, oğlu doğmadan 40 gün önce ölmüştü. Ali’nin dedesi “oğlum geri döndü” diyerek; ölen oğlunun adını ona verdi. Kıvırcık Ali’nin babası yaşadıkları yörede sevilen bir halk ozanıydı. Kıvırcık Ali’nin türkülere olan ilgisi, yaşadıkları köye gelen dedeleri ve ozanları kapı aralarından dinlerken başladı. İlkokulu bitirdikten sonra, hayat şartlarının zorluğu nedeni ile okul hayatına devam edemedi. 1983 yılında İstanbul’a göç edip saz yapım atölyesinde çalışmaya başladı. Bu sırada katılmış olduğu ses yarışmasında “aşıklama” dalında birinci oldu. Bu birinciliği, “Mahzuni Şerif, Ali Kızıltuğ , Abdullah Papur , Ali Ekber Çiçek , Arif Sağ ve Musa Eroğlu” gibi ozanları çocuk yaşta dinleyerek büyümesine borçludur. Sanatçı, bu büyük üstatları hayat rehberi olarak kabul eder.

    Gazino ve düğün salonlarında çalışmaya başladıktan sonra “saçlarının uzun ve kıvırcık” olmasından dolayı “Kıvırcık Ali” olarak anılmaya başlar. Kıvırcık Ali’nin, ilk profesyonel çalışması, 1992 yılında Aşık Nuri Yücel’in “Hapishane Ranzaları 2” isimli albümüne bağlama çalmasıdır. Sanatçı, 1995 yılında iki arkadaşıyla birlikte “Turnalar” grubunu kurdu ve 1998 yılında “Türkülerden Türkülere Yol Eyledik ve Türküler Kimliğimiz” adlı iki albüm çıkardı. 1999 yılında ilk solo albümü olan “Gül Tükendi Ben Tükendim” isimli albümünü çıkardı. Kıvırcık Ali, geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmayı başardı. Albümlerinde yer alan eserlerin çoğunun müziği kendisine aitti. Bestelerinin birçoğunu “Edip Akbayram ve Sibel Can” başta olmak üzere birçok sanatçı seslendirdi. Şöhreti Avustralya ve Kanada gibi ülkelere ulaştı. Kıvırcık Ali, Türkiye’nin ve Almanya’nın çeşitli şehirlerinde çok sayıda konser verdi. Sırasıyla “Isırgan Otu, Üçüncü Gurbet, Geriye Dönün Seneler ve Hepimize Yeter Dünya” isimli albümlerini çıkardı.


    Kıvırcık Ali, 11 Ocak 2011 tarihinde Ankara’daki bir programa katılmak için İstanbul Hava Limanı’na gitmek için çıktığı yolda, kendi kullandığı aracıyla kaza yaptı.

    Kazada hayatını kaybeden ünlü sanatçı, İstanbul Hadımköy Gülbahçe Mezarlığı’nda toprağa verildi.